Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sorular 1

Herkesin zamanı aynı hızda mı gelip geçer; yoksa kişiden kişiye değişir mi? Hoyratça harcayan ile her anını doldurmak isteyenin zamanı aynı uzunlukta mıdır? Peki kıymeti herkes için aynı mıdır? süt dişini döken ile ağzında diş kalmayan ihtiyar için aynı mı hakikaten?

YAŞ ŞERHİ

Hepimiz belirli bir yaşa erinceye kadar duymuşuzdur: “Ah ben senin yaşında olacaktım ki!” yaptığımız herhangi bir fiilin beğenilmemesi sonu karşılaştığımız bu cümlenin arkasında ki tetikleyici mekanizma nedir? Yalın bir küçük görme mi? Beğenmemek mi? hayıflanma mı? Yoksa kıymeti sonradan anlaşılan geçen yıllara yakılan bir ağıt mı? Bazı meseleleri anlatabilmek için sayfalar dolusu yazmak günümüzün meşgalesi iken eski devrin bu hususta aracı “Hikmet” idi. Anadolu insanının idrakine yol olan kavram ve bahisler bilimsel standartlar gözetildiğinde kitaplara ciltlere sığmaz; lakin halkın dilinde ve gönlünde bir dörtlükte yer bulurdu. İşte böylesi hikmet dolu bir türkü; bu yazının ortaya çıkmasında birinci dereceden faildir. Bu türkü Celal Güzelses’in derlediği, Diyarbakır yöresinden, en çok İbrahim Tatlıses’le bilinen fakat İzzet Altınmeşe’nin de hakkını verdiği yaş destanıdır. Türkü (ya da destan) insanın on yaşındaki haliyle başlar yetmiş beş yaşına kadar devam eder. Hikmeti bol, t...

Yazmak

Çok zaman geçti üstü kapalı anlatımları terk edeli. Fakat bazı bazı istiyor zihin haritasız gizlerle dolaşmayı. Yazmak, yazarken de anlaşılmadan çalakalem mi farklı bir teknik kullanma suretiyle mi yazmak istiyor, bilemiyorum. Yazmak istek midir, ihtiyaç mı? Kelime sayısına aldanmayın cümledeki, büyük bir soru(n)dur. Cevap hakkı taşıyorsa mesela… İsteğe mi girer, ihtiyaca mı? Sizdeki sinirleri altüst eden hasma yanıt vermek hangi duyguyla tetiklenir ola? Cevabın ihtiyaç olması mı; yoksa hasmın haddini bildirme isteği mi? Tevafuk âleminde uygunsuz standart sapma sorular… Dikenli kalemler, kalemtıraşlar… Belki de bir çeşit var olma çabasıdır. Kendini kabul ettirme.  Belki de sonsuzlaşma isteği/ihtiyacıdır. Geçip gidilen, adına dünya denmiş yerde ardından bir çift söz ettirebilme telaşesi. Anlatmak, tebliğ etmek, düşünmek, düşündürmek, üşütmek, ısıtmak, ateş yapmak, ateşi yakan kıvılcım olmak, dimağlara hoş tat bırakmak, miras sahibi olmak, methiyeler payesinden nasiplenmek, ...

Biraz Saygı

Yaşıyorsunuz değil mi? Öğrencisiniz, işiniz var, cocuklar büyüyor vs. Kiminiz eve hırsız girmesinden, kiminiz terkedilmekten, kiminiz okulu uzatmaktan korkar. Hepinizin ortak korkusu da bir canlı bombaya, bir terör olayına denk gelmek bu sıralar. Hayat fazla güzel değil mi bombayla ölmek için? İşte siz rahat edin diye, güzelce metrobuse binip işe, otobüse binip ailenizin yanına, stadyum doldurup maça, pazar tatilinde AVMlere, bayram tatilinde memlekete gidin diye yiten canlar var. Evet onlar. Adı asker, adı polis olan canımızın bekçileri. Biliyorum hamasete giriyor, kabak tadı veriyor ve de. Askeri, polisi anlatmak, şehit olduğuna dikkat çekmek ucuz kaçıyor. Fakat sebebi hikmeti biraz da siz değil misiniz? Silah patladığı vakit kulağını kapatan narin kızlar, hal...

Köy Portresi

Her diyar gibi bu diyarın da kendine has özellikleri vardı. İlkbahar mesela… Yağış bol olduğu yıllar güneydoğusunda bulunan höyüğe çıktığınız vakit boyu bir metreyi geçen hardal çiçeklerinin engin düzlükteki yeşilin üstünde en büyük imparatorların altın taçlarından daha fazla parladığını görürdünüz. Her ekilen tarlaya uyum sağlardı bu hardallar. Arpada, mercimekte, nohutta; ama en çokta buğdayın koyu yeşil ekinlerinin arasında kendini çok güzel ifade ederdi. Geçen yıldan nadasa bırakılmış tarlalarda ise başka bir çiçek hakimdi. Gelincik. Hiç unutmam, ilkokulda pikniğe gitmiştik bütün okul. Öğretmenler birazda meraktan olsa gerek; her tarafın alabildiğine müsait olduğu köy arazisinde konum olarak höyüğü seçmişlerdi. Höyüğün en tepesine çıkıp zamanın şartları nispetinde ev ahalisinin hazırladığı azıkları diğer çocuklarla da pay ederek sofraya oturulmuş; sonrasında ise yağ satarım gibi mekânın tadını çıkarmaya yönelik oyunlar oynanmıştı. (Aslında değinilmesi gereken bir husustur, ö...

Hırs Üzerine

İnsanın düşünme kabiliyeti en büyük silahı şüphesiz. Lakin bu silahın kullanıldığı amaç çok ama çok önemlidir. Bazen tehlikeli olur, bazen ise tek kişinin düşünceliliği birden fazla kişiye faydalı olur. Düşünce gücünün özelliğidir; fayda veya zarar noktasında illaki bir dışsallık yayacaktır. Düşünce kişinin tek başına yaptığı bir eylem olsa da belli bir sistematiği de gerektirir. Özellikle felsefenin çıkış meselesi budur. Düşünceye sistematize etmek ve sorulara cevap verilebilecek metodu bulmak. Felsefenin olmazsa olmazı cevaplar değildir; sorunun kendisidir, sorunun cevaplanış şeklidir. Bu sorular üzerine yıllarca düşünülmüş, birtakım sistemler bulunmuş ve bu sistemler içerisinde topluma en iyi uyacağı düşünülen sistemler uygulamaya konulmuş; daha sonra bu sistemlerin aksaması durumunda insanlar düşünerek cevapladıkları aksaklıkların yerine yeni önerilerini getirmişlerdir. İnsan var olduğundan, kendisinin farkına vardığından beridir düşüncenin görevi budur. Birde ferdin kendi düş...

İnsan Var

       Robotlaşmış insanları var koca şehirlerin. Sabah metro istasyonlarında görürsünüz. Akşam yedi, sekiz arası evlerine giren; sabah ise sekizde işyerinde olup biraz daha uyuyabilmek için yapılan kahvaltıdan feragati poğaçayla telafi etmek isteyen nefes dahi aldırılmayan insanlar.           Akşamları yemeğe oturmaları dokuzu bulan çiftler var. Yemeği atıştırmalık şeylerle geçiştiren, yeni evli ama aşırı çalışan çiftler. Yemek sonrasında televizyondaki şov programı ile akıllı telefonları arasında adil bölüşülmüş zaman… Sosyal medyadan ülkede ki her olaya duyarlılık mesajları ileten; gece yatarken beşer dakika aralarla kurulmuş alarmı kontrol edip on dört dakika fazla uyuyacak, yine kahvaltı yapmayacak, metroda bön bön bakıp, kurulmuş saat misali yürüyen merdivenin sağına geçecek, poğaçasını alıp yeni güne merhaba diyecek insanlar var.